2 haftalık hanım görevli olarak gittiğim umre görevi 5. mübarek topraklar ziyaretim oldu.Son üç gidişimde de görevli olduğum için bu defa; işi gücü sadece ibadetleri yetiştirmenin tatlı telaşında olan umrecileri kıskandım doğrusu. 160 hanımın umre rahatından ve konforundan sorumlu olmak demek; kendi ibadetine bakmamak demek..Her an hizmete hazır olmak için uykuma dikkat ettim. Sesime soluğuma dikkat etmek için soğuk zemzem de içmedim. Sık sık aranabilir olmam gerektiği için manevi olarak sadece telefonumla rabıta kurdum:) Tam hissiyata dalacakken,bir umrecimin ihtiyacı aklıma geliyor ve yerimde duramıyordum.Şikayetçi miydim ..assslaaa ve kat'aa
Sabah kalakar kalkmaz ilk iş olarak kırmızı görevli askısını boynuma her astığımda,buna derin bir huşu ile hamdettim. Rahmanın misafirlerine hizmet ettiğim her dakika yorgunluğum gidiyordu. Hatta evime gelince Mekkeden bana kalan en yoğun his umrecilerimi özlemek oldu. Onlarsız Kabe ve Ravzayı düşünemedim.Toplu tavaf veya toplu umrelerde meşakkat ve sıkıntı nekadar çoksa tuhaf bir şekilde bereket ve duygu yoğunluğu da bir o kadar çok oluyordu.
Medine..Gül şehir..Rasulun beldesi..İlk durak. Ilk tanışmalar, oda yerleşkeleri. Biz diğer hanım hoca ile aynı odada kalacaktık ama sürpriz bir de misafirimiz vardı. Kimdi bu hanım. Erkek hocalarımız oda listesini daha gitmeden ayarlar,ve hanım görevlinin yanına umreci yerleştirilmez normalde.. Bu hanımı yanımıza kimin yerleştiğini hocalar bile bilemedi.. bazı şeyler de bilinmesindi.. Bu hanım bir zamane dervişiydi. Gökten zembille inip odamıza gelen yere düşen ilk kar tanesi gibi:)) abarttım mı:)
Neyse biz mutlu mesut mescidi Nebevi ye gelip giderken, bir yandan da meşakkati bol olan bir mevzu ile uğraştık." RAVZA RANDEVULARI" Büyük harfle yazdım ki gerginlik hissedilsin:) Evet artık ravzaya , yani Peygamberimizin ziyaretçilerin iki rekat namaz kılmasını tavsiye ettiği, mescidi minberi arasındaki namı değer "yeşil halı"lı bölgeye randevusuz giremiyorsun. Randevu almak da her yiğidin harcı değil. Daha gitmeden umreciler aplikasyondan bir randevu alabilmek için çok ugraştılar. Alabilen aldı, alamayana da oradan gorevlilerle halletmeye çalıştık.
Ben de daha gitmeden bireysel randevumu ayarladım. Alırken de şöyle niyet ettim." Allah'ım ben bu ziyaretimde de elbette Rasulun yanına kadar gidip namaz kılmayı isterim.Ancak bu randevuya daha ihtiyacı olan biri varsa bunu ona nasip et" Ve buldum sevgili blog, geçenki umresinde aplikasyonun azizliğine uğradığı için girememiş olan bir umrecim , bu sene de telefonundaki sorundan dolayı giremeyeceğini randevu alamadığını ağlayarak anlatıncaaa tabii ki benim zihninde bir ampul yandı. Evet niyet ve duamda bahsettiği kişi o kişi bu hanımdı. Hemen harekete geçtik ,randevumu ona verdim. "Rasulun huzuruna kabul etmediği kişi" olarak kendini etiketlemesine sebep olmuş (halbuki doğru bir fikir değil) bir kişiye yaptığım bu minik ama onun için büyük iyiliği Rabbim kabul etsin...
Herkes melek değil tabii ki, zor insanlar da var. Görevli olduğun vakit sabır çuvallarını ağzına kadar doldurman gerektiğinden, bu kişilere de artık sabırlı davranmaknın ötesinde merhametli olmaktan yana davranmayı tercih ettim.Mesela onu bu kadar sinirli yapan sebep vardır illa ki.. Veya hayata karşı bu kadar olumsuz düşünmesinin sebebi belki manevi bir rahatsızlık gibi gibi.. Zaten baktığında depresyon tedavisi gören kişiler orada da düşünülenin aksine çok zorlanıyor. Tüm tetikleyiciler mevcut. Tanınmadık bir grup, farklı külturden bir çok insana maruz kalma, sıcaklık, yabancı mekan vs. bunlar ruhi yönden sağlıklı diyebileceğimiz bir kişi için bile zor.. Grupta "zor kişilik" diye tabir etmek istediğim 2 kişi var. Memnun edemiyoruz. Ne yapsak da olmuyor. Bu iki kişi randevu da alamadı. Ne yapıp edip başka birini devreye sokup son giremeyenlere 20 kişilik bir grup randevusu alıp gireceğiz. O ikisi de var. Sıraya girdik. Dedik ki asla grubu bırakma onündekine asıl zincir koparsa kayboluruz öndekilere yetişemeyiz ve giremeyiz. Tamam dediler.
Leyla hoca en önde ( Bu isim önemli) ben zincirin en sonunda ,önümde de o iki kişi. Tembihliyorum sık sık, önünüzdekini kaçırmayın diye. Bir an bak ne diyorum blogcum bir an başka bir yere daldım bir baktım zincirimiz kopmuş ben ve önümdeki o iki zorkişilik hanım ayrılmışız!.. İste orada panik atak olmadıysam Allahın izniyle daha da olmam:) Bakıyorum arıyorum yok, grup gitmiş , neler aklımdan geçiyor, ben bunları ravzaya sokamazsam ne olur diye sonuçları aklıma geldi de maazallah:))
Neyse ben panik bir şekilde grubu arıyorum bir yandan onlara kızıyorum niye bıraktınız , nasıl gireceğiz şimdi. Hatta gözyaşım pıt,kalbim çıt.. Onlar da benim ağladığımı görünce ciddi olduğumu anladılar sanki ,bana üzülmeye başladılar:) Sonra cok ilerde bir kuyruk baktım bizim Leyla hoca , ama giriyorlar içeri çok uzağız ve sesimi duyamaz.. Bir dakika duyabilir mi?.. Ben o anda,anlık bir refleks ile hiç yapmayacağım birşey yaptım, tüm avazımla " Leyyyyylaaaaa" diye bağırıyorum. Leyla hoca ve maalesef 500 metrekarelik cemaat beni duyuyor ve sırayı durdurup bizi o şekilde içeri sokabiliyor. Yeşil kubbenin de tam yanında bu hiç iyi olmadı Allah affetsin ama çaresizlikle bi anlık gaflet işte. İşe yaradı.O sayede içeri girebilmiş olduk. O günden sonra umreciler bana Leyla'nın Mecnun'nu dediler:))
O son gecemizde o 20 kişiyle öyle de güzel bir ziyaret oldu ki, dışarda kendimi sıkıntıdan bunalttığım için orada kendimi saldım ve tüm hüznümü gözyaşları içinde bıraktım. ( Sonradan 20 kişi ile kapının dışına doğru çıkarken bu iki hanımla konuşanları duydum. " Ne kadar güzel bir ziyaret oldu di mi" diye soranlara şöyle dediler :" Girdik çıktık işte."
Son paragrafı yazarken bu postayı ikiye bölmeye karar verip, başlığıma Medine Part yazısını bekledim. Mekke'de bizi ne maceralar bekliyordu.Arkası haftaya:)))
Fotoğraf: Bir seccade ve önüne koyduğun çanta. "Ben geldim" fikri. "Mal varlığım sadece bu ikisi" .Bir giriş çıkış meselesi değil!