15 Nisan 2021 Perşembe

Ramazan geldi Ramazan!

Özbek sanatçıların seslendirdiği bir başlık koydum,benim için bu müzikli bir sözdür asla dümdüz okuyamıyorum "Ramazan geldi ramazaaan" :) Bu kez de yine evlerimizde ağırladığımız, onun için süslü ışıklı gösterişli köşeler hazırlayarak ( belki biraz da abartarak)... ( Ama tek eğlencemiz bu napalım yani ) beklediğimiz mübarek ayı sanki sadece biz değil , tüm kainat bekliyor gibi. Yıldızlar, güneş, ağaçlar, hayvanlar , en çok da hilal gözlerini kısarak  pusuda beklemiş ve gelince huzurda saygıyla eğilmiş " Hoş geldin ey beklediğimiz" demiş gibi.. 

Biz de bu sene yine tüm malzemeleri depodan çıkardık ve özenle kurduk. Bu ramazan, köşemizde küçük bir camimiz var. Hafsa hanım teravihleri orada kılıyor. Hep birlikte ikindi ve yatsı sonrası hatim okuyoruz ve namazları cemaatle kılıyoruz. Rüya gibi başladı diyebilirim. Hatta buraya evimizin şairinden bir akrostiş ekleyim:)
Rüya gibi bir Ramazan yaşıyoruz.
Akşama iftarda buluşuyoruz
Mukabeleyi hep birlikte okuyoruz.
Ailecek teravih namazını kılıyoruz
Zaman dursa bu ay hiç bitmese
Asırlar boyu böyle sürse
Neticesinde bizi birlikte cennete götürse

Bugün 2. günümüz bitmiş oldu. Umulur ki her gün buraya girilse, notlar yazılsa, Selcan hanım ...Duyurulur...

6 Mart 2021 Cumartesi

45'lik eskimeyen plak!

Dünya döner..Zaman döner.. ve döner döner... evet gece 00.00' ı gösterdiğinde belki bir lahmacunun arasına koyduracağı ekstra etli bir dürümle 45 yaşına adım atmış olacak beyim.Bunun hayalini kurmak, bu fikirle birkaç gününü gülümseyerek geçirmek ,kıskandığım bir olgu.Keşke mutlu olmak bu kadar kolay olabilse. Aslında haksızlık etmek istemem Yasin'in yanında mutlusunuzdur, çünkü o kendinden çok sizin rahatınızı düşünmüştür çünkü bir kahraman olmak bunu gerektirir. 44 yaş pek kolay geçmese de bizim için sonu güzel oldu diyebilirim. Tüm tuzakları Allah kurar değil midir? O halde bu tuzakları pekala hayırlara da çevirir. Hayırlara dönüşen bir korona dönemi gibi mesela.Evden çalışmanın,hep bizimle olmanın, yanıbaşımızda koruyucu görevini tamamlaması için çok güzel bir fırsat olması mesela. Bu sürede bazen sevmediği işler yapmadı değil, mesela bol bol yürüyüşe çıkmalar, bir türlü bitmek bilmeyen sıkıntılı perhiz,rejim,diyet sözleri.. Ve ulaşabileceği en son kiloyu da bu yaşında görmüş oldu.Şimdilerde bol gelen eşyalarla çöpe atarak vedalaşıyoruz ki bir daha bize musallat olmasınlar:) 

Musallat demişken birlikte Kurtlar vadisinin bölümlerini baştan izlememiz de bu dönemin etkilerinden oldu. Birlikte vakit geçirmenin keyfini bir kez daha keşfetmişken bagaj döneri ile bendeniz dönerin o kadar kötü bir fast food olmadığını da keşfettim. Gidilecek alanlarımızın gitgide  azaldığı günlerde birbirimize yolculuk yapmamız , en mantıklı ve hoş şeydi:)  Birliktelik demişken, cemaatle kılmaya başladığımız namazlarımızın zevki de sevabı kadar çoktu. Market alış verişi, mutfak işleri derken bir çok şeyi beraber yapıvermişiz, ( spora da başladık ama o biraz hmmm)  ,mutfakta biri tahta kaşıklarını bulaşık makinesine atmayıp elinde yıkıyorsa o olmuş demektir.Yasin tam bir mutfak olgunu .. 

Olgun mu dedim, "hamdım,piştim, yandım " misali bir konuda daha bu sene " ben de varım" dedi ve akrostiş sanatını aşk ile ustaca birleştirip eşini mest eden eserler bıraktı.Böylece kalbimi hem maddi ,hem manevi çiçek bahçesine çevirdi. Ömrün çook uzun sonunu düşünmeyen kahraman, 86  yaşına kadar! huzur ve sevgi ile bizimle yaşa ! Sağ kolunda saatin, sol elinde,kimsenin senden hacılayamayacağı  tesbihin ile şimdi pastanın mumunu söndürebilirsin. Mutlu ol doğum gününde, hayatın her yerinde, mutlu ol doğum günündeeee:))

22 Şubat 2021 Pazartesi

10 üzerinden 10!!!


Haadılayn, kıdımız,pyensesimiz, piyakasaurusumuz ve dışarıdan duyanın asla ve kat'a anlamayacağı çeşit çeşit lakaplarıyla nâm-ı diğer Hase; 10 yaşında. İki rakamlı sayılara geçtik geçmesine de hala küçük bebeğimiz gibi kucaktan kucağa geziyor,şımardıkça şımarıyor. Abinin gözbebeği zaten kıyamadığı, hele o pembe üstünü giyince lolipopa benzettiği ... O kadar çok gelip sarılıyor ki artık sınır koyduk( Sınır koymak bizim işimiz..) 
Bu sene onun için de tabiiki evde kalma senesi..Hatta beklemediğim şekilde memnundu yani artık abisinin bile canına tak etti de okula gitmek istedi, o bir gün bile istemedi.. O da sahurlara kadar oturdu  epey oruç tuttu, videolar yaptı, pek oyun oynamadı, tüm oyunlar ekran başındaydı.  Tabiiki komşu  Ceylin ve Nisa, okul kankisi Zahide, kuzen Arda, koronasız yaşam alanından fırlayıp evimize sık sık konuk oldular. 

Hafsa kızımıza bu sene kuş aldık ama o pek sahiplenemedi doğrusu, çoğu zaman odasında bile istemedi hanımefendi çünkü ona alışmıyorlarmış.Emeksiz yemek olur mu Hafsa hanım?!

   Tabiiki yeni odasından da bahsedeceğim elbette.Aslında bizim yatağımızda daha fazla yatmamasına nasıl bahane buluruz diye düşünürken aklımıza Hafsa ile odaları değiştirmek geldi. Bu uğurda küçük odaya geçmeye razı olduğumuz doğrudur. Aman zaten büyük yatak odası neme gerek?!! Sadece çamaşır yerleştirmek için giriyorum gün içinde. Oysa Hafsa geniiiiş çevresini küçük odasında ağırlamak zorunda kalıyordu. İyi oldu mu? Oldu..Benim de yeni bir yatak odası takımım oldu ,onun da ışıklı yatağı.
 
 Hafsa Selin'in elinden artık pek kahve içemez olduk. Kahve yap bize deyince uyku taklidi yapıyor.Tembel mi? Yok canım biraz üşengeç olabilir. Yemek sonrası duayı bana kaptırmamak için hızlı davranıyor,çünkü benim duam uzun ,onunki kısa. Hala bazı kelimeler onun sözlüğünde çok başka,mesela karnı gudurdar,canı sıkışır, gözleri kamışır..Saylangoz, hayla, yüra.. Biliyor musunuz okullar da uzuttu,uzudu, uzuldu...Bazen de çok bilir,baba ne cüretle bunu yaparsın..gibi..
Meşhur cümleyi de yazmam lazım buraya " Anne, klamottenlerimi wäschekorba werfen edeyim mi?"
 
Pyenses senin için ne kılıklara girdiğimizi  görebilsen..Alnımda madenci ışığı ile hikaye okurken nasıl görünüyorum ki senin gözünde? Ya da senin için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayan baban bir kahraman gibi değil mi sence? Ve abin.. "Şeker koymayın çaya,Hase elini bandırsın yeter"  diyen abin sevgiye nasıl doyuruyor seni? İşte böyle güzel saçlı Rapunzel,sen de öpücüklerini lutfet yeter bize.. İyi de doğmuşsun maaşallah gülden güzel kızım



26 Ocak 2021 Salı

Tabiiki Ta-bi!

Tabilayn 16 yaşına girmiş bugün.Bu yıl herkes gibi çok farklı bir 15 yaş geçti diyebilirim.Çok sevdiği evinden çıkmadığı, Ps4 koltuğuna yapıştığı, okulun, dersin, ödevlerin selâsının okunduğu bir yıl. Mesela koskoca ramazanı rahat rahat oruç tutarak, sahuru iftarı birbirine geçirerek başka bir ramazan olmaz sanırsam. Gelsin lahmacunlar,gitsin suda balıklar.. Sonra sınıfta kalma yoktu mesela. Toz pembe olmayan şeyler de vardı tabi. Örneğin maçlar yoktu, antrenmanlar  yoktu ve özenerek aldığı salon ayakkabılarını giyemedi:( Evet belki de bir ev sever için en üzücü şeydi bu. Home sweet home sonuçta..
  Taha Bilal tabiiki oturdu, film izledi, fortnite oynadı (şaka:), nadiren ödev yaptı, bazen okula gitti , bol bol yedi, sonra yine yedi,fakat iyi yedi.Korona ilk döneminde 9 kilo aldı.  Berberler kapalı olduğu için uzayan  saçlarını annesi olarak bendeniz kestim. Übergang yap deyip duruyordu,sonunda yaptım ve galiba beğendi. 

Yani işte evde geçince günler, dışarıda pek fazla hayat yoktu. "Hayat eve sığar" sloganını tam manasıyla eve uydurduk. Aslında sıkıcı olmadı ama en çok zorlandığımız, ve hatta pek pek çok zorlandığımız, hatta ve hatta pertimizin çıktığı konu her zamanki gibi beyimizin ödev konusu oldu. Öğretmenler saldı biz de saldık. Saldıkça saldık. Tam bu sene notlar iyi geliyor dediğimiz yerden vurdu bize oğlumuz:) Biz de ona vurduk tabii. Fiziksel şiddet olmasa da verdiğimiz cezalarla vurmaya çalıştık kendisi sıkı bir mazoşist olduğu için , vurdukça güldü ve tüm cezalara katlanmak şöyle dursun, hayatında dönüm noktası olan cezalar oldu. Almanca'dan( belalısı) 6 alınca, ceza bulma konusunda doktorasını almış biricik eşim
 ( Buraya iltifat koyayım:) Harry Potter serisini okumasını şart koştu. İlk cilde yine bizim zorumuzla ve kitabı günlere bölerek başladı sonradan elinden bırakamadı. Birlikte film serisini baştan sona izlerken, bize sürekli "Kitapta şöyleydi , kitapta aslında şöyle olmuştu"  demesi biraz gıcık verse de, bu mecrada kaliteli bir film serisi seyrettiğim için ben de mutluyum doğrusu...
 
Evet yine ve yine kardeş sevgisi doruğundaydı. Kardeşini  çok severken bunaltması, aşırı düşkünlüğünden sinirlendirmesi, merhametinden perişan duruma düşürmesi peki:) Zıtlıkları yaşatıyor.  Bir cümle yazıp bu bahsi kapıyorum. " Şekere gerek yok Hase, elini çaya bandır yeter" ufjffgdkhivi

Rambo yezeli fırtınası, nevresim takımı düşmanı, " Pullovamın kaput olmasını istemiyorum" " Kazağım kıllaştı" gibi harika cümleleriyle Türkçe devrimcisi,cemaatle namazın her daim geciken müdrîki, evimizin çöpten sorumlu devlet bakanı, alzeimerin şifasını bulan, ödev düşmanı, yemek öğütücü biricik oğlumuz iyi ki doğdun. Seni çok seviyoruzz



8 Ocak 2021 Cuma

Başörtü mağdurluğu..enter!!

Sene 90'lar.. 14 yaşlarındayım, beklediğim vesile geliyor ve ben de KENDİM karar verip başörtü takıyorum.Tabi o zamanlar öyle "kızım tesettüre girdi" partileri, mevlitleri, alış verişleri yok. Yani karar verdiğinin günü ablanların başörtü çekmecesinden bir eşarp verirler ve takarsın. Şaşılacak bir iş değil benim için, sülalesi imam hatipli babası hoca olan biri için beklenebilecek bir hareket:) Başörtü takan biri olarak toplumun benden bazı beklentileri tabii ki olacak. Misal başörtü ile beraber beynim de kapanıyor,içerisi güneş görmediği için,kullanılmayan dip köşeler gibi örümcekleniyor! Ayrıca amansız bir hastalığa yakalanmış,kaçılması gereken bir tipsindir ve başörtün muhtemelen bir yerlere takılacağı için geleceğe ilişkin kariyer planları asla olmayacak biri oluvermişsin insanların gözünde!

O günden sonra aslında insanların benden tam olarak ne beklediğini asla anlayamadım. Mesela halk otobüsündeki teyzenin ,karşımda gözleriyle beni neden ezmeye çalıştığı ,bana bakıp yakasını silkmesindeki sebep? İçimden "ben Atatürk'ün gençliğe hitabesini ezbere biliyorum" diye bağırıyorum da duymuyor..Hani hababam sınıfı izleyenler bilir tüm sınıf ayağa kalıp ezbere söylüyor ve kel Mahmut hocanın yanındaki utanıyor. Yapsam mı bende ,şimdi şuracıkta  otobüste:)İşte umut dünyası o zamanlar Atatürk ilke ve inkılaplarını filan ezbere bilmenin erdem olduğu bir dönem işte. Aslında o da benim için "şeriate hayır "mitinglerinde  ön safta "Türkiye laiktir laik kalacak " diye çemkiren, perması tiftiklenmiş, dudakları artık ruj tutmayan,topuklarının yarıklarına kağıt soksan kalabilecek teyzelerden biri olarak kaldı. Gözümün önünde canlandı şu an fhdxjjhk!

Yine bir gün imam hatipten bir arkadaş ,her zamanki olağan durumlardan biri olarak,başörtü iğnesini yutunca hemen yan taraftaki hastahaneye götürdük. Sahi iğnesini yutmayan var mıdır?Hemşire hanımın dediği doğru muydu gerçekten? "Bu başörtü sizin başınıza daha çok bela olur"  diyordu.İki kelime etsen hastahane kapısında bulabilirsin kendini, "Şu kızlara haddini bildiriniz" deyiverse maazallah! Bir dahaki iğne olayında ne yaparız biz.İşini yapmayıverir,sinir olur eline muhtaçsın ya öyle bir dönemdeyiz.Ama kimse de ağzını tutmuyor ki mübarekler sokakta bile herkes canının istediğini söylüyor sana. İnsanların iç sesi dışarı dışarı bağırıyor. Bahçeli,Beşevler tarafında gezersin, Fadime Şahin'lere bak derler,  Cebeci taraflarında irtica hortladı derler, pantolon giyersin, üstü cami altı kilise derler. Kendi hemcinslerin de rahat vermez, çarşaflı kardeşler, böyle giymeyin diye sokak vaazları verirler. İmam hatipte azıcık boğazın açılsın boynuna "pat" diye vurup ,iman tahtan görünüyor derler.Sıfır şaka.. Toplum yüzüne yüzüne konuşuyor acımadan.. 

Ben de öyle sahiplenmişim ki örtümü , birkaç sene içinde kendimden bir parçam oluverdi. Ne amcaların pardüsen çok uzun yerleri süpürüyor, eve gidince yıka demelerine aldırıyorum( abartısız)  ne de o zamanki elbise  kıtlığından uyduramadığımız kombinlerimin derdindeyim. Hatta 17 Ağustos depreminde komşular ayaklarında şip şip terlikler ve gecelikleriyle kendilerini sokağa atarken, ben aynı zaman zarfında, iç eşarbını takmış, yan iğnesini bile unutmamış olarak bir kontes edasıyla merdivenlerden iniyorum. Kendini aşağıya atan bi  bana bakıyor, sen... ne ara..  Eee el çabukluğu marifet:)

Üniversite yılları desen tabiiki imam hatip çıkışlı olduğun için puanın kesilecek ve sınavda full çeksen bile öyle doktor, hakim, mühendis olman bir rüya. Sınıftaki arkadaşlardan uçak mühendisi olmak isteyen bile vardı, uçmayın ve paşa paşa ilahiyat seçin diyorum onlara ki o da çok zor artık. Yoğunluk var haliyle herkes kendini ilahiyata atmak istiyor. İlahiyat okusan bile orada bile başörtün dert olur ve en güvenli sahanda bile  başörtü sorunu gelir ve çatar. Şunu söylemeliyim ki ben her şeye rağmen başörtü mağduru edebiyatı yapacak son kişilerden biriyim. Hiç değilse okulumda şans eseri kanun uygulanmadı. Okulunu bırakan,kaydını donduran bu şekilde senelerini kaybedenler.. Mesela abimin hanımı Fatma.Çok çok iyi bir dereceyle üniversiteyi kazanıp, ülkesini bırakarak  yurt dışında okumak zorunda kalanlar.. Mesela görümcem Neşe.. Asker eşi komşularından eski fotoğraflarını, namazlığını, hatta okuduğu Kur'an'ını köşe bucak saklamak zorunda kalanlar..Mesela Sena ablam..Dövülen,aşağılanan , polis tarafından tartaklanan, kendi mezuniyet törenine alınmayan, ...Tabii bunun yanında bir kelime ile okulunu bırakabilecek, başörtüsü uğruna mezuniyetini yakabilecek olanlar neyin savaşını vereceklerdi, mesela eşim Yasin? Tüm bunlar şaka mı? Yoksa bir hallüsinasyon mu gördük biz? Siz de hep mağdursunuz , yıllarca sömürü yaptınız,timsah gözyaşları döktünüz  diyenler nerede yaşıyordu? Ne vardı destek değil de bari köstek olunmasaydı? Geçen geçti elbet,sel gitti kum kaldı. Biz o yüzden başörtümüze iğne ile değil yürekle bağlandık, değerini hep bildik,kutsal saydık. İnşallah bu millet tekrar o günlere dönmez ancak Ebu Cehiller ölmüyor,kıtalar ,zamanlar dolaşıyor...O gün gelmeden , nasıl bir duruş sergileyeceğiz, işin neresinde duracağız, dahası bunun çilesini çekmeye hazır mıyız?..

O dönemler çokça dinleyip ,efkar basmasını istediğimizde playlist :)

Zalim güçlü olsa da,
Örtüne dil uzatsa da,
Zafer bizimdir bacım.
Atsalar kor ateşlere 
Sen sabret bacım. 
.....
Aldırma söylenen o sözlere,
Sen dağıt etrafa mis kokunu,
Yeşerecek sevdan,kutlu tohumlarla,
Körpe dudaklarla..
....
Ey sevda kuşanıp yollara düşen,
Bilesin bu yollar dağlar dolanır,
Yare ulaşmadan düşersen eğer,
Yarına sesinin yankısı kalır

Hey gidi günler....





27 Aralık 2020 Pazar

Bu adam da benim babam işte!

Babam, dünyasını değiştireli tam 20 yıl olmuş bugün. Dile kolay, kalbe zor. Daha dün her zamanki köşesinde uyukluyordu, piknik için uygun günü kolluyordu, gözlerini kırpıştırarak köye yaptıracağın evin planlarını çiziyordu, vs vs... Hem de,  babasını, çocuk diyebileceğin yaşta kaybeden herkesin kullanacağı bir tabirle "erkenden"  gitti.

     Gelinlik giydiğimi görmeden, eşimi çocuklarımı tanımadan ,evimde bir bardak çayımı içmeden...gibi duygusal cümleler de kurabilirim devamında. Ama bugün yazacaklarım daha çok bıraktığı izlerle ilgili olacak. Böylece hatıralarımda hep capcanlı kalacak. 

 Anneciğimin özenle ütülediği, asla çift kat izi göremeyeceğiniz laci'leri ve her daim boyalı ayakkabısıyla karşımda pırıl pırıl bir devlet memuru. (Hâlâ rüyalarıma bu resmi ile girer.)
İşe devletin servisi ile gelip gidenlerden. İş dönüşü elinde hep bir levazım bakkal poşeti olanlardan. ( Hep de içinde bizim için lezzetli bir şeyler olur:) Hasta olduğumda Kızılay hamburgeri isterim, seneler sonra öğreniyorum ki ne de zormuş ona ulaşması, servise binmeyecek o gün, büfeye yürüyecek, oradan otobüs ..Ankara trafiği... Ama hiç söylemedi bunu. Fedakarlığı öyle öğrenirsin. 

Yüksek İslam mezunu diyanet çalışanı başmüfettişlerden..eski müftü. Tüm sanat eserlerini biliyor. Münir Nurettin Selçuk, Saadettin Kaynak dinleyip eşlik ederken bir yandan kızı için gazete kağıtlarından patron çıkarttığı bayramlık takım dikiyor. Çizgili kırçıllı kumaş. Şimdiye kadar giydiğim en iyi bayramlık.. Mutfakta bir aşçı, yeri gelince bir ressam. "Baba sen hoca olmasaymışsın her şey olabilirmişsin" diye sorduğum ve şaşırdığım bir sürü "şey" i hakkıyla yapıyor. Çok fonksiyonlu insan olmayı da böyle öğrenirsin.

Nice büyük şahsiyetlerle oturmuş kalkmış, başbakan,bakanlar sofralarında yeri olmuş ama bakma onlara.. Haftasonu fırsat bulur bulmaz soluğu köyümüzde , sıcacık babaanne dede soframızda alırız ya işte o sofra babama göre asıl "Bey Sofrası"dır. Ve hep aynı bilmece, illa sorulacak: Çulluca çaputluca, beyler önünde kıymatlıca?" Hep bir ağızdan bağırırız: Haşhaşlı gözlemeee:)Yaz da olsa köyün soğuğu bol olur ,o soba hep yanar. Yanında yorgun, kırışmış elleriyle 1.45lik boyuyla minyon babaannem kaç kilo hamur yoğurur o hafta sonu.Orada da köylü Süleyman'ı görürsün devlet memuru Ankara aksanı adam yerine şiveli konuşan  lastik ayakkabılı, çocuklarına süt sağan bir Sorkun'lu görürsün mütevazılığı da öyle öğrenirsin..

Yurt dışında bir devlet erkanıdır artık son demlerinde. Eve yığınla hediye geliyor Kur'an kurslarında dağıtılmak üzere talebelere hediyeler..Ama öyle çok. Bir seferinde yüzlerce kol saati geldi. Bir tanesini almak için davrandım, onlar bizim değil dedi. Biraz gücendim olayı kavramayan beynimle. Çocukken de hep böyle yapardı. Üzerinde DMO ( Devlet Malları Ofisi) yazan hiç bir eşyayı kullandırmazdı. İşte hak hukuk meselelerini de öyle tecrübe edersin.

Daha ne yazsam...Bülbülüm deyişi kulaklarımda; yorgunluğu,sevinçleri, hayalleri, umutlarıyla karşımda,  koskoca bir baba geçti hayatımdan. Bazen bakışlarımın dalıp gittiği bir piknik alanında, bazen onun sevdiği bir şarkının sevdiği bir nakaratında, bazen de sadaka-ı cariye olarak düşündüğüm bir dersin sonundaki Fâtihâ'da.. Çok sevdiklerin  ölse de sende ölmüyor..yani babalar ölse de ölmüyor...O zaman ruhuna el-Fâtihâ. 





  

19 Aralık 2020 Cumartesi

Bir takım verimli işler ve Ezgiloji:)

Bazı dönemlerde çok verimli,dinamik, aktif ..(işte öyle enerjik ne kadar kelime varsa onlardan..)  hissedersin ya tam da o zamanlardayım. Hatta bugün zirveydi diyebilirim. Buna bazı şeyler sebep olmadı değil tabiiki,örneğin sessiz vlog Ezgiloji'nin hakkını ödeyemem. Mutfağa giriyor,buzdolabı temizliyor,kitap kahve köşesi hazırlıyor sadece izlemek bile hayalgücünde kıpırtılar oluşturuyor. Bir de cüzdanında eksiklikler:) Kızın mutfağında gördüğüm şeyler bende ne kadar da eksikmiş! Hani bir şey alırsın, hayatını ne kadar kolaylaştığını deneyimlersin  ve dersin ki ben bunu daha önce neden almadım..ya da nasıl aklıma gelmedi.. Bunlar neler mi? Mesela şu: 

Öyle basit, öyle ucuz..ama aklıma gelmedi işte Ezgi' de gördüm ve ampül yandı. Online dersler sırasında, ya da bir tarifi hem okuyup hem yaparken ya da netten bir şeyler not alırken, telefonun arkasına koymalık eşya arıyorum,bir çaydanlık, altı kaymayan bir tabak.. Eve bugün geldi ve ben en az 5 kere kullandım:) Bugün ayrıca bir çok alış veriş yaptım amazondan.Ayrıca takıldığım tüm Ezgi videolarını bugün kırmızıya çevirdim bitti.Şimdi her hafta yeni videolarını beklemek zorundayım:(

Verimli günüm mutfakla devam etti tabii ben Ezgi'den de çok etkilenmişim nerden neyi değerlendireyim neyin suyunu ne için kullanayım,ziyan olacak ne var diye bir süre araştırmadan sonra 2 aydır duran elmalarla işe başladım!!! Ayşen's Kitchen'da gördüğüm ve ss aldığım ( Bu da bir sorun tabi Ss alınır ve birikir o sayfa asla erimez) bir elmalı pasta yaptım. Elma püresi pişince bir miktar buzluğa attım küçük tatlı krizleri için.. Sonuçta şöyle mükemmel bir şey oluştu:
 ( Yanlışlıkla osmanlı tuğralı tabağıma koymuşum sunum anlayışım bu:)

Tabiiki mutfakta geçen verimli dakikalar programıma devam ediyorum. İki gün önceden kalma bir tabak eriştemi, ve kızımın tabakta mahzun bıraktığı bir tavuk parçasını gözüme kestirdim. Hemen şahane bir yoğurt çorbası oldular. Hatta pastadan kalan bir miktar quarkı da ekledim.O da şahane olmadı mı? Dün zaten börekten kalma lahanalarla turşu yapmışım ve maydonozları toptan ayıklayıp, yıkayıp kutulamışım  yani bi ferahlama ..bi rahatlama.. Gözüm bayat ekmeklerde..Onlar da küp küp kedilsin, tereyağda kızartılsın, baharat şöleni ve al sana çorbaya nefis bir kroton.. İşte mutfakta geçen saatlerim Ezgi sayesinde daha uydurukçu, pratik, değerlendirmeci oldu. 
 
Haftasonu cami derslerinde çocuklara hazırladığım namaz kılan çocuk figürlerini yazıcıdan çıkartıp camiye götürdüm, anneler alıp evlerine götürüyorlar ve faaliyetler evlerde devam ediyor. Bunun bir parçası olduğuma çok seviniyorum. Geçen haftalarda hazırlayıp çocuklara hediye ettiğimiz  yemek duası runnerları hakkında bir anne şöyle demişti: Ben de öğrenmiş oldum hatta aile grubuma attık onlar da öğrendiler. Bundan daha güzel ne olabilir? Bu bana bir diğer etkinliği hazırlamam konusunda şevk veriyor.
Güzel bir havada, eşimle bir tur yürüyüşten sonra şimdi bir MTO dersi, tarçınlı elmalı pasta, mum ışığı, çay ile günü bitiririm. Yazmayı gerçekten özlemişim.Keşke daha sık yazabilsem:(

Arsiv

FEEDJIT Live Traffic Feed

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...