19 Aralık 2020 Cumartesi
Bir takım verimli işler ve Ezgiloji:)
30 Kasım 2020 Pazartesi
38!
10 Şubat 2019 Pazar
36 yaşım
36 yaşıma girmişim, dinginleşmiş, olgunlaşmıştım.Öyle diyelim öyle olsun ya da:)
Bu yazıları yazmadan fotoğraf galerisine giderim, neler yaşadım nereleri gezdim kimlerleydim bakar görürüm.Bir seneyi gözümün önünden geçiririm.
Neler olmuş, ne sular götürmüş, nasipler nereye ulaşmış hayretler içerisindeyim.Görevli olacağım
Hac yolculuğum için hazırlanırken , 5 gün kalmışken, zemzemim evime ulaşmışken, bir telefon..Eşim trafik kazası geçirmiş.Şok odası diyorlar ilk müdahele yapılıyor dua ediyorum , insan hayatında bazı anlar vardır ya dışarıdan kendini görürsün( ya da bilmiyorum bende oluyordur) Hamdolsun ki kırıklarla atlattı yalnız etkisinden uzun süre beraberce kurtulamadık, kazanın karşı tarafındakiler bizi kendimizden daha çok düşündürdü.
Hal böyleyken tabiii benim hac da başka kurbana. Genelde nasibini insan kendi oluşturuyor diye bir tavrım vardır ya da ibadetlerde " nasip " diyenlere tavrım da olabilir ama böyle değilmiş öğrendim.Hac yolunda orada içecek zemzemin yoksa "nasip değilmiş " sözüne gönülden inandım.Belki de bu yolda niyet hatası yapmış da olabiliriz ve belki bu da nasibi etkiliyor olabilir diye de düşündüm şimdi .İşleri karıştırmadan bu bahsi kapatayım:)
Yasin çabuk toparlandı, hastahanede hergün ziyaret ettik, yavaş yavaş yürümeye başladı, çocukların emeklemeye ve yürümeye başlamasını takip edip bu aşamalara sevinir ya insan böyle tuhaf duygular içindeydik:)Hatta cocuklar o süreci güzel hatırlar.Bu gibi olaylar ev halkını birbirine daha çok bağlıyor..Tespit
Neyse tabi bu olaylar bazı şeylere vesile olmadı değil.Beni göreve çağırdıklarında çok rahat gitmeye başladım çünkü artık evde kapı çalınca açan biri vardı. Aradan fazla zaman geçmeden Yasin evden çalışmaya başladı. Ben de davet ettikleri seminer ve derslere rahatlıkla gidebildim.Bu zamana kadar pek çok ders verdim.Berlin, Hamburg, Stuttgart, Frankfurt, sonra yurt dışına çıktım İsviçre , Fransa, Hollanda, Avusturya hatta şu an uçaktan bildiriyorum.Uçuşla ilgili pek çok deneyimim oldu.Mesela uçakta niye domates suyu isterler öğrendim:) Bu yerlere çoğunlukla günübirlik gidiyorum . Sabahtan "Hadi evlat ben İsviçre'ye gidiyorum, akşama görüşürüz " diyeceğimi , ve bunun ev halkına da bana da garip gelmeyeceğini hiç tahmin edemezdim.
Ben işin bu boyuta gelebileceğini asıl hiç tahmin edemezdim doğrusu.Yani hiç kimse mi yok da beni gönderiyorlar derslere, o kadar mı kötü ki durum. Ben mi..yok canım daha neler havasındayım hala." Layık olmaya çalışıyorum" derler ya nasıl layık olmaya çalışılır ondan bile haberim yokmuş gibiyim.Neyse bu işleri de fazla karıştırmadan bu bahsi kapayalım:)
Çocuklar tarafından bakarsam kızım Kur'an'a geçti, oğlum kaleci oldu , eşim kilo almaya devam etti ( illa onu da yazacak der şimdi:) Hayal kırıklıklarım da oldu tabii.Okulda oğlumla ilgili yaşadığım şeyi asla unutmam mesela. Kendimi dışarıdan seyrettiğim anlardan biridir. Beni sevindirdikleri de oluyor üzdükleri de. Normal tabi evlat bu.
Bu sene çok hint filmi izledim ,okuma halkamız güzel ilerliyor , şahane kitaplar okuduk. En büyük kazanımlarımdan biridir. Kazanım deyince aklıma bir de şişme montum geldi. Bir de tuzsuz çekirdeğim, bir de kurutma makinem , bir de powerpoint kalemim..Neyse bu bahsi de seneye kadar kapayalım:)
19 Eylül 2018 Çarşamba
İzin Vakti
Bu sene arabayla Türkiye'ye gitme heyecanıyla yazı iple çektik. Vakit gelince arabanın bagajını doldurup yola çıktık.Her durduğumuz yerde piknik yaparız diye düşündüğümüzden yanımıza o kadar çok yiyecek icecek almışız ki , neredeyse dönüşe bile yeterdi.Maalesef giderken tek sefer maceralı yağmurlu bir pikniğimiz olabildi.
Aldığımız seyyar tüp sayesinde yumurta pişirebildik .Yolda yumurta pişirmek hep hayalimizdi çünkü nedense illa yapacaktık.Bir de kahve..
Türkiye' de ilk durak Eskişehir oradan Alanya Gazipaşa'ya geçtik.Otelimiz bir aile oteli gibi küçük ama güzeldi.Eşim otelin yemekleri hakkında konuşurken " ıspanaklı yumurta aldım..o kadar yani " deyip susar.
Yani ben begendim aslında ama bir etçil hoşlanmayabilir.
Çocuklar ve eşim yine ve tekrar ve yine yandılar.Her seferinde yanıklarla uğraşmaya alıştık.Ne yapalım ailecek yanıyoruz Rabbim yakmasın.. Cocukları yanıklar dolayısıyla biraz otel odasında dinlenmeye bırakınca eşimle yakınlardaki yeni dünya mağarasına gittik.Bu da hoş bir gün oldu.
Hazır yanmışız zaten denize giremiyoruz , bu hoşluğu devam ettirelim hep beraber yakınlarda bir gezi yapalım derken Lamos denen yere tosladık.Bu kez piyango vurmadı.O kadar uğraş , benzinin dibini gör, arabayı toz toprak et, kilometrelerce dağ yollarını katet, Lamos kalesi diye gele gele dört kenarı taşla çevrilmiş komik bir alana geldik. Oraya iki de futbol kalesi koymaları acaba hangi muzip fikrin ürünüydü! .Neyse ki Tripadvisor' da sakın gitmeyin diye yorum attım da insanlık kurtuldu!
Alanya'dan Ankara' ya ablacığımın şefkatli kollanrında iki günden sonra Çorum ' a vardık.Yeğenimiz nişanlanıyor oradan Uşak ' a geçtik .Bu arada sürekli yollardayız sürekli acıkıyoruz ve sürekli AVM arıyoruz.Bu sihirli 3 harfi iznimizin her yerinde her vaktinde sarıp sarmaladık ve gayet de hakkını verdik.Gerek kıyafet gerek ayakkabı gerekse yemek alanlarında vaktimizi ve paramızı seve seve verdik.Maksat Türkiye kurtulsundu çünkü Türkiye'nin benim eurolarıma ihtiyacı vardı!
Uşak'ta bir gün kalıp tekrar Çorum'a geldiğimizde oraları gezip alt üst ederken birden " artık dönelim " dedik ve vaktimizden biraz erken yola çıktık.Çünkü ben hacca gidecektim ve pasaportumun yetişmesi konusu problem olabilirdi.Hem de güzel güzel hafta içi gümrüklerde kuyruk olmadan gideriz diye düşündük.Düşündüğümüz gibi de oldu yollar boştu.
Edirne' de bir gece dinlendikten sonra ertesi gün yola çıktık ve güzel sayılabilecek bir yolculuktan sonra eve ulaştık.Güzel sayılabilecek dememdeki sebep yolda bu kez Türkiye' de birazcık şımarttığımız çocuklarımızın arabada huysuzluklar yapması ve benim de artık sabır küplerimin dolmasıydı.Neyse ki eve gelince disiplin altına soktuk!( Burada gülünecek)
Evet eve gelince o ;yaz günü bile olsa soğuk , karanlık , basmışlık ve buhranlık hissini bir hafta anca attım ki hep öyle olur.Türkiye'den gelenlere bir hafta yaklaşılmaz.
Velhasıl şu an evdeyim ve hiç mi hiç gitmemiş gibiyim
(Fotoğrafta , Sırbistan'da mola verdiğimiz bir zamanda Türk dostu bir makedonun hediye ettiği karpuz ve kavun ) ( Yolcuğu yolculuk yapan ufak tatlı detaylar)
6 Mart 2018 Salı
Gerçekten bir 42 sin
Bugün doğum günün ve ben bu yazıyı İsviçre trenden yazıyorum.Vakitsizlik nasıl da kendini belli ediyor özellille bu son yıllar sen de ben de en çok vakitsizlikten dem vurmuyor muyuz?
Yasin 42 yaşını doldururken güzel bir seneyi arkanda bıraktın bence.Ozellikle son 6 ayı senin için maceralı ve sürprizli geçti:) Benim doğum günün için kendini bu kadar paraladın ama bu seni de çok mutlu etti o kadar eminim ki:)
Türkiye'ye gidiş, afiyetle yediğimiz gıdalar, yaptığımız ziyaretler, Alanya tatilimiz ,Şeyma yeğenle yine Moviepark ziyaretimiz başlıca aksiyonlarımız olmuş.
Ayrıca bu sene hayatında bambaşka harika bir rekor kırdın.
Şimdiye kadar olduğun en fazla kiloya ulaştın, bu yıl bu açıdan benim için kara listede kalacak , umarım bir daha bu rakamın yanından bile geçmezsin.
Cami yönetimine yine yeniden hızlı ve yüksek bir giriş yaptığın bir sene oldu.Başta yazdığım bu zamansızlık her ne kadar çoğu işleri sekteye uğratsa da en azından kapısından girdin.Senin için zamansızlığın vurmadığı tek alan sanırım diziler..Ne yapıp edip 3 saate yakın süren tüm dizilerini başarıyla yetiştirmen de merak konusu benim için:)
Pek memnun olmasan da yeni bir telefon sahibi, tevafuken olsa da bir kahve makinası sahibi oldun.Keşke arabayı aldığın dönem, bana dün bahsettiğin aydınlanmayı yaşasaydın ikinci bir arabamız daha olacaktı ve sen işe arabanla gitme imkanı bulacaktın.Neyse naasip, belki o günler de gelir.
Bu sene ayrıca çok değerli bir alışkanlığın oldu.Kızının ellerinden sütlü Türk kahvesi içmek..Son zamanlarda senin de dediğin gibi sıkılsa da yapmak istemese de en azından bu zevki tattık.
Sen bu dört yazıyı da aynı dakikalarda okuyacaksın büyük ihtimal.Yazacak belki daha çok şey vardır ama şu an aklıma gelenler bunlar.Her geçen sene seni daha çok seven biricik eşin Selcan:)
4 Mart 2018 Pazar
7 yaş lezzeti
Hafsa kızım 7 yaşına gelmiş , biraz büyüdüğünü bize kahveler yaparak hissettirmiş, ama hala el bebek gül bebek, evin büyümeyen küçüğü kalmayı tabiikide başarmış.Ayakları hala piyak, elleri hala melek, pijama kokusu hala sirke, yani heryerine bir isim taktık öyle avunuyoruz işte bebekmiş gibi.Öyle ki benim ayaklarım özel, ellerim özel filan diyor garibim:)
Mini mini birler sınıfında yerini aldı, arkadaşlarının arasında sevildi, ödevlerden çok hoşlanmasa da elinden geleni yaptı.
Bir ara okula gitmekten nefret etmeye başladığı anda annesi de derslere girdi , öğretmene yardımcı olduğundan artık haftada bir annesinin de derste öğretmene yardımcı olmasına vesile oldu.Okul sonrası kursu hiç sevmediği için yarım dönem gitti sonra bitirdi.
Becerikli maharetli eli işli ..Aklına birşey taktı mı yapar, organize eder, ama herkesi de memnun etmeye çalışır.Arkadaşlarını mutlu etmeyi sever, bazen kendi isteklerinden feragat eder.
Bu sene Türkiye'de yüzmeyi öğrendi, okumayı yazmayı öğrendi , ağlamayı geri planda bırakıp çözüm yollarına gitmeyi öğrendi.Büyüdü sanmayalım diye de tatil günleri anne babasının yanında yatmaktan asla vazgeçmedi.
Çizgi filmleri bıraktı, artık dizilere sardı, Selena , Söz ve Ertuğrul en sevdiği oldu, bölümleri iple çekmek şöyle dursun, fragmanlarını bile izledi, kamera arkası çekimlerini merak etti, Ateş Açar'ı beğendi (Babasının hoşuna gitmese de) .
Cam kızım canan kızım çiğdemim pidem börülcem, kıdım , balpeteğim.Seni çok ama çok seviyoruz her haline maaşallah
Taha'cım Bilal'cim 13
Tahacım Bilalcim 13 yaşında bir delikanlı, 1.70 civarı boyuyla 44 numara ayakkabısıyla, dizindeki gelişim ağrılarıyla , horoz kıvamındaki ses tonuyla tam bir ergen olsa da hala elinin altında futbolcu oyuncaklarıyla , kardeşiyle saklambaç oynayan , tam bir kuschel ( sarılmacalı) bir tip.
Ergen olduğunun göstergelerinin tabiiki de sonuna kadar hakkını veriyor, ödev yapmama, derslere önem vermeme, öğretmenlerinden eve gelen mektuplar, yerli yersiz horozlanma, gereksiz hareketler herşeyiyle tam yani:) Bir de mütemadiyen kapanmayan bir çene.
Yanında kimse olmasa da kendi kendine konuşarak da olsa günlük dozajını fazlasıyla aşmayı başarır benim oğluşum.
40 hadis ezberledi ya, ara sıra bu hadisleri yüzümüze çarpar bizi şaşırtır. Kendisi mükemmel ve biz hatalıyızdır çünkü yaşı gereği bunu düşünmek zorundadır.
Bu sene tatilde bol bol eğlendi , moviepark'ta ıslandı, diz ağrısı çekti , karneden yana bedbaht , sevgiden yana hep şanslıydı, ona herşeye rağmen çok değer veren annesi babası ve kardeşi vardı .