19 Aralık 2020 Cumartesi

Bir takım verimli işler ve Ezgiloji:)

Bazı dönemlerde çok verimli,dinamik, aktif ..(işte öyle enerjik ne kadar kelime varsa onlardan..)  hissedersin ya tam da o zamanlardayım. Hatta bugün zirveydi diyebilirim. Buna bazı şeyler sebep olmadı değil tabiiki,örneğin sessiz vlog Ezgiloji'nin hakkını ödeyemem. Mutfağa giriyor,buzdolabı temizliyor,kitap kahve köşesi hazırlıyor sadece izlemek bile hayalgücünde kıpırtılar oluşturuyor. Bir de cüzdanında eksiklikler:) Kızın mutfağında gördüğüm şeyler bende ne kadar da eksikmiş! Hani bir şey alırsın, hayatını ne kadar kolaylaştığını deneyimlersin  ve dersin ki ben bunu daha önce neden almadım..ya da nasıl aklıma gelmedi.. Bunlar neler mi? Mesela şu: 

Öyle basit, öyle ucuz..ama aklıma gelmedi işte Ezgi' de gördüm ve ampül yandı. Online dersler sırasında, ya da bir tarifi hem okuyup hem yaparken ya da netten bir şeyler not alırken, telefonun arkasına koymalık eşya arıyorum,bir çaydanlık, altı kaymayan bir tabak.. Eve bugün geldi ve ben en az 5 kere kullandım:) Bugün ayrıca bir çok alış veriş yaptım amazondan.Ayrıca takıldığım tüm Ezgi videolarını bugün kırmızıya çevirdim bitti.Şimdi her hafta yeni videolarını beklemek zorundayım:(

Verimli günüm mutfakla devam etti tabii ben Ezgi'den de çok etkilenmişim nerden neyi değerlendireyim neyin suyunu ne için kullanayım,ziyan olacak ne var diye bir süre araştırmadan sonra 2 aydır duran elmalarla işe başladım!!! Ayşen's Kitchen'da gördüğüm ve ss aldığım ( Bu da bir sorun tabi Ss alınır ve birikir o sayfa asla erimez) bir elmalı pasta yaptım. Elma püresi pişince bir miktar buzluğa attım küçük tatlı krizleri için.. Sonuçta şöyle mükemmel bir şey oluştu:
 ( Yanlışlıkla osmanlı tuğralı tabağıma koymuşum sunum anlayışım bu:)

Tabiiki mutfakta geçen verimli dakikalar programıma devam ediyorum. İki gün önceden kalma bir tabak eriştemi, ve kızımın tabakta mahzun bıraktığı bir tavuk parçasını gözüme kestirdim. Hemen şahane bir yoğurt çorbası oldular. Hatta pastadan kalan bir miktar quarkı da ekledim.O da şahane olmadı mı? Dün zaten börekten kalma lahanalarla turşu yapmışım ve maydonozları toptan ayıklayıp, yıkayıp kutulamışım  yani bi ferahlama ..bi rahatlama.. Gözüm bayat ekmeklerde..Onlar da küp küp kedilsin, tereyağda kızartılsın, baharat şöleni ve al sana çorbaya nefis bir kroton.. İşte mutfakta geçen saatlerim Ezgi sayesinde daha uydurukçu, pratik, değerlendirmeci oldu. 
 
Haftasonu cami derslerinde çocuklara hazırladığım namaz kılan çocuk figürlerini yazıcıdan çıkartıp camiye götürdüm, anneler alıp evlerine götürüyorlar ve faaliyetler evlerde devam ediyor. Bunun bir parçası olduğuma çok seviniyorum. Geçen haftalarda hazırlayıp çocuklara hediye ettiğimiz  yemek duası runnerları hakkında bir anne şöyle demişti: Ben de öğrenmiş oldum hatta aile grubuma attık onlar da öğrendiler. Bundan daha güzel ne olabilir? Bu bana bir diğer etkinliği hazırlamam konusunda şevk veriyor.
Güzel bir havada, eşimle bir tur yürüyüşten sonra şimdi bir MTO dersi, tarçınlı elmalı pasta, mum ışığı, çay ile günü bitiririm. Yazmayı gerçekten özlemişim.Keşke daha sık yazabilsem:(

30 Kasım 2020 Pazartesi

38!

Sadece yaş günü yazısı için geldiğim benim emektar bloğum; ilk göz ağrım, instagram, twitter, facebook yokken buralar hep tarlayken olanım,yine ne varsa sende var diye geldim, iki kelam edelim, iki lafın belini kıralım diye belimi büküp kapında bittim. Belimi büküp demişken aslında pek de iyi bir sene seçmedim yanına gelmek için..Yazacak pek de güzel,pek de umutlu şeylerim yok bu sene senin için ama olsundu.İnsanın hayatında hep düzlük yok ya!.. Yamuk var, dikdörtgen prizma var, silindir var, piramit var.. Geometrik şekillerle dolu bir hayat yaşamıyor mu insan? Ben de bu sene taşlıklı tâlî yollar, güllerin dikenleri, yoğurdun ekşisi,kirazın kurtlusu, kağıdın samanı, üzümün sapı, bıçağın körü, teflon tavanın çizilmişi, malın defolusu, vb... Bu bahsi açmayalım da zihnimden ,kalbimden, fikrimden, zikrimden uçup gitsin, temiz sayfalardan devam edelim..Zaten de kötü bir filmde kötü bir başrol oyuncusu değil miydik haddı zatında!??

Depremler, bir yarasanın ettikleri konulu  virüs( ya da dış kaynaklı bir düzmecedfghgth) , volkanlar, yangınlar ..değişik bir senenin içinden geçtik.Korona dönemi için söylenecek pek bir şeyim yok. Evde kalıp sessizce takılmak, dezenfekte, maske, sarılan filmler, kitaplar, araya karışan sahurları iftarlara bitişmiş bir ramazan, başta stand up showa benzettiğim sonraları alıştığım online sohbet ve dersler..Başta gerçekten iyi geldiğini hepimizin itiraf etmesi gerekiyor sahi nereye kadar giderdi ki bu koşuşturmacalar.. Sonraları da alıştık gitti zaten , olağanüstü halden sonraki normal yaşama nasıl  uyum sağlayacağız onu düşünürüz bir süre de... böylece geçer hayat gaylemiz.Koronada iyi şeyler mi ne ? Yasin biliyor:) Hem sonra daha az çamaşır yıkadık, okul yok,antrenmanlar yok, kirli çamaşır yok.

Bu süreçte hayatıma yön veren önei bir unsur daha oldu. Sabahattin Zaim Üniversitesi'ne Yusuf Kaplan önderliğinde bir MTO talebesi oldum. Bu yılın zirvesiydi diyebilirim. 5 kişilik başladığımız okuma halkamız bizi böyle bir güzelliğe yönlendirdi. Şimdilerde devam ediyorum halen .Belki de o olmasaydı gerçekten "kafayı yiyebilirdim" . Gerçi Yusuf hocamız "size bir şey anlatacağım kafayı yiyeceksiniz " deyip duruyor .Aynı kapıya çıkıyoruz gibi bir şey..

Eve iki misafir geldi bu sene. Biri sarı fıstık,biri mavi fındık. Pisletiyorlar,korkup tırsıyorlar,yaklaşmıyorlar filan ama seslerini duyunca bile insanın kulağı yumuşuyor. Uyumaya yakın kabarıyorlar, fıstık fındığı dövüyor çoğu kez, salıncağına bindirmiyor, bakıp bakıp iç geçiriyorum ne zaman bunların kafalarından öpebilirim diye ama o gün hiç gelmeyecek gibi..

Bu sene bir sürü yemek yaptım, yeni tarifler öğrendim, masumlar apartmanına başladık kızımla, yeni süpürgemin keyfini çıkardım, yeni minik odamın da.. Bollywood'un dibine vurdum, Deliyürek 'e başladık, yeni yeni şiirler dinledim kocamın güzel kalbinden ve ağzından.. Evet bu benim için yeni ve çok çok özeldi. Şerden hayırlar çıkar mı? Çıkar..Kıssasdan hisse mi? Hisse..
Yiğidi gül ağlatır mı? Dert söyletir..Seni seviyor muyum? Çok seviyorum My Hero ..

10 Şubat 2019 Pazar

36 yaşım

36 yaşıma girmişim, dinginleşmiş, olgunlaşmıştım.Öyle diyelim öyle olsun ya da:) 
Bu yazıları yazmadan fotoğraf galerisine giderim, neler yaşadım nereleri gezdim kimlerleydim bakar görürüm.Bir seneyi gözümün önünden geçiririm.

Neler olmuş, ne sular götürmüş, nasipler nereye ulaşmış hayretler içerisindeyim.Görevli olacağım 
Hac yolculuğum için hazırlanırken , 5 gün kalmışken, zemzemim evime ulaşmışken, bir telefon..Eşim trafik kazası geçirmiş.Şok odası diyorlar ilk müdahele yapılıyor dua ediyorum , insan hayatında bazı anlar vardır ya dışarıdan kendini görürsün( ya da bilmiyorum bende oluyordur) Hamdolsun ki kırıklarla atlattı yalnız etkisinden uzun süre beraberce kurtulamadık, kazanın karşı tarafındakiler bizi kendimizden daha çok düşündürdü.

Hal böyleyken tabiii benim hac da başka kurbana. Genelde nasibini insan kendi  oluşturuyor diye bir tavrım vardır ya da ibadetlerde " nasip " diyenlere tavrım da olabilir ama böyle değilmiş öğrendim.Hac yolunda orada içecek zemzemin yoksa "nasip değilmiş " sözüne gönülden inandım.Belki de bu yolda niyet hatası yapmış da olabiliriz ve belki bu da nasibi etkiliyor olabilir diye de düşündüm şimdi .İşleri karıştırmadan bu bahsi kapatayım:)

Yasin çabuk toparlandı, hastahanede hergün ziyaret ettik, yavaş yavaş yürümeye başladı, çocukların emeklemeye ve yürümeye başlamasını takip edip bu aşamalara sevinir ya insan böyle tuhaf duygular içindeydik:)Hatta cocuklar o süreci güzel hatırlar.Bu gibi olaylar ev halkını birbirine daha çok bağlıyor..Tespit

Neyse tabi bu olaylar bazı şeylere vesile olmadı değil.Beni göreve çağırdıklarında çok rahat gitmeye başladım çünkü artık evde kapı çalınca açan biri vardı. Aradan fazla zaman geçmeden Yasin evden çalışmaya başladı. Ben de davet ettikleri seminer ve derslere rahatlıkla gidebildim.Bu zamana kadar pek çok ders verdim.Berlin, Hamburg, Stuttgart, Frankfurt, sonra yurt dışına çıktım İsviçre , Fransa, Hollanda, Avusturya hatta şu an uçaktan bildiriyorum.Uçuşla ilgili pek çok deneyimim oldu.Mesela uçakta niye domates suyu isterler öğrendim:) Bu yerlere çoğunlukla  günübirlik gidiyorum . Sabahtan  "Hadi evlat ben İsviçre'ye gidiyorum, akşama görüşürüz " diyeceğimi , ve bunun ev halkına da bana da garip gelmeyeceğini hiç tahmin edemezdim.

Ben işin bu boyuta gelebileceğini asıl hiç tahmin edemezdim doğrusu.Yani hiç kimse mi yok da beni gönderiyorlar derslere, o kadar mı kötü ki durum. Ben mi..yok canım daha neler  havasındayım hala." Layık olmaya çalışıyorum" derler ya nasıl layık olmaya çalışılır ondan bile haberim yokmuş gibiyim.Neyse bu işleri de fazla karıştırmadan bu bahsi kapayalım:)

Çocuklar tarafından bakarsam kızım Kur'an'a geçti, oğlum kaleci oldu , eşim kilo almaya devam etti ( illa onu da yazacak der şimdi:)  Hayal kırıklıklarım da oldu tabii.Okulda oğlumla ilgili yaşadığım şeyi asla unutmam mesela. Kendimi dışarıdan seyrettiğim anlardan biridir. Beni sevindirdikleri de oluyor  üzdükleri de. Normal tabi evlat bu.
Bu sene çok hint filmi izledim ,okuma halkamız güzel ilerliyor , şahane kitaplar okuduk. En büyük kazanımlarımdan biridir. Kazanım deyince aklıma bir de şişme montum geldi. Bir de tuzsuz çekirdeğim, bir de kurutma makinem , bir de powerpoint kalemim..Neyse bu bahsi de seneye kadar kapayalım:)

19 Eylül 2018 Çarşamba

İzin Vakti

Bu sene arabayla Türkiye'ye gitme heyecanıyla yazı iple çektik. Vakit gelince arabanın bagajını doldurup yola çıktık.Her durduğumuz yerde piknik yaparız diye düşündüğümüzden yanımıza o kadar çok yiyecek icecek almışız ki , neredeyse dönüşe bile yeterdi.Maalesef giderken tek sefer maceralı yağmurlu bir pikniğimiz olabildi.

Aldığımız seyyar tüp sayesinde yumurta pişirebildik .Yolda yumurta pişirmek hep hayalimizdi çünkü nedense illa yapacaktık.Bir de kahve..

Türkiye' de ilk durak Eskişehir oradan Alanya Gazipaşa'ya geçtik.Otelimiz bir aile oteli gibi küçük ama güzeldi.Eşim otelin yemekleri hakkında konuşurken " ıspanaklı yumurta aldım..o kadar yani " deyip susar.
Yani ben begendim aslında ama bir etçil  hoşlanmayabilir.

Çocuklar ve eşim yine ve tekrar ve yine yandılar.Her seferinde yanıklarla uğraşmaya alıştık.Ne yapalım ailecek yanıyoruz Rabbim yakmasın.. Cocukları yanıklar dolayısıyla biraz otel odasında dinlenmeye bırakınca eşimle yakınlardaki yeni dünya mağarasına gittik.Bu da hoş bir gün oldu.

Hazır yanmışız zaten denize giremiyoruz , bu hoşluğu  devam ettirelim hep beraber yakınlarda bir gezi yapalım derken Lamos denen yere tosladık.Bu kez piyango vurmadı.O kadar uğraş , benzinin dibini gör, arabayı toz toprak et, kilometrelerce dağ yollarını katet, Lamos kalesi diye gele gele dört kenarı taşla çevrilmiş komik bir alana geldik. Oraya iki de futbol kalesi koymaları acaba hangi muzip fikrin ürünüydü! .Neyse ki Tripadvisor' da sakın gitmeyin diye yorum attım da insanlık kurtuldu!

Alanya'dan  Ankara' ya ablacığımın şefkatli kollanrında iki günden sonra Çorum ' a vardık.Yeğenimiz nişanlanıyor oradan Uşak ' a geçtik .Bu arada sürekli yollardayız sürekli acıkıyoruz ve sürekli AVM arıyoruz.Bu sihirli 3 harfi iznimizin her yerinde her vaktinde sarıp sarmaladık ve gayet de hakkını verdik.Gerek kıyafet gerek ayakkabı gerekse yemek alanlarında   vaktimizi ve paramızı seve seve verdik.Maksat Türkiye kurtulsundu çünkü Türkiye'nin benim eurolarıma ihtiyacı vardı!

Uşak'ta bir gün kalıp tekrar Çorum'a geldiğimizde oraları gezip alt üst ederken birden " artık dönelim " dedik ve vaktimizden biraz erken yola çıktık.Çünkü ben hacca gidecektim ve pasaportumun yetişmesi konusu problem olabilirdi.Hem de güzel güzel hafta içi gümrüklerde kuyruk olmadan gideriz diye düşündük.Düşündüğümüz gibi de oldu yollar boştu.
Edirne' de bir gece dinlendikten sonra ertesi gün yola çıktık ve güzel sayılabilecek bir yolculuktan sonra eve ulaştık.Güzel sayılabilecek dememdeki sebep yolda bu kez Türkiye' de birazcık şımarttığımız çocuklarımızın arabada huysuzluklar yapması ve benim de artık sabır küplerimin dolmasıydı.Neyse ki eve gelince disiplin altına soktuk!( Burada gülünecek)

Evet eve gelince o ;yaz günü  bile olsa soğuk , karanlık , basmışlık ve buhranlık hissini bir hafta anca attım ki hep öyle olur.Türkiye'den gelenlere bir hafta yaklaşılmaz.
Velhasıl şu an evdeyim ve hiç mi hiç gitmemiş gibiyim

(Fotoğrafta , Sırbistan'da mola verdiğimiz bir zamanda Türk dostu bir makedonun hediye ettiği  karpuz ve kavun ) ( Yolcuğu yolculuk yapan ufak tatlı detaylar)

6 Mart 2018 Salı

Gerçekten bir 42 sin

Bugün doğum günün ve ben  bu yazıyı İsviçre trenden yazıyorum.Vakitsizlik nasıl da kendini belli ediyor özellille bu son yıllar sen de ben de en çok vakitsizlikten dem vurmuyor muyuz?

Yasin 42 yaşını doldururken güzel bir seneyi arkanda bıraktın bence.Ozellikle son 6 ayı senin için maceralı ve sürprizli geçti:) Benim doğum günün için kendini bu kadar paraladın ama bu seni de çok mutlu etti o kadar eminim ki:)

Türkiye'ye gidiş, afiyetle yediğimiz gıdalar, yaptığımız ziyaretler,  Alanya tatilimiz ,Şeyma yeğenle yine Moviepark ziyaretimiz başlıca aksiyonlarımız olmuş.
Ayrıca bu sene hayatında bambaşka harika bir rekor kırdın.

Şimdiye kadar olduğun en fazla kiloya ulaştın, bu yıl bu açıdan benim için kara listede kalacak , umarım bir daha bu rakamın yanından bile geçmezsin.

Cami yönetimine yine yeniden hızlı ve yüksek bir giriş yaptığın bir sene oldu.Başta yazdığım bu zamansızlık her ne kadar çoğu  işleri sekteye uğratsa da en azından kapısından girdin.Senin için zamansızlığın vurmadığı tek alan sanırım diziler..Ne yapıp edip 3 saate yakın süren tüm dizilerini başarıyla yetiştirmen de merak konusu benim için:)

Pek memnun olmasan da  yeni bir telefon sahibi, tevafuken olsa da bir kahve makinası sahibi oldun.Keşke arabayı aldığın dönem, bana dün bahsettiğin aydınlanmayı yaşasaydın ikinci bir arabamız daha olacaktı ve sen işe arabanla gitme imkanı bulacaktın.Neyse naasip, belki o günler de gelir.

Bu sene ayrıca çok değerli bir alışkanlığın oldu.Kızının ellerinden sütlü Türk kahvesi içmek..Son zamanlarda senin de dediğin gibi sıkılsa da yapmak istemese de en azından bu zevki tattık.

Sen bu dört yazıyı da aynı dakikalarda okuyacaksın büyük ihtimal.Yazacak belki daha çok şey vardır ama şu an aklıma gelenler bunlar.Her geçen sene  seni daha çok seven biricik eşin Selcan:)

4 Mart 2018 Pazar

7 yaş lezzeti

Hafsa kızım 7 yaşına gelmiş , biraz büyüdüğünü bize kahveler yaparak hissettirmiş, ama hala el bebek gül bebek, evin büyümeyen küçüğü kalmayı tabiikide başarmış.Ayakları hala piyak, elleri hala melek, pijama kokusu hala sirke, yani heryerine bir isim taktık öyle avunuyoruz işte bebekmiş gibi.Öyle ki benim ayaklarım özel, ellerim özel filan diyor garibim:)

Mini mini birler sınıfında yerini aldı, arkadaşlarının arasında sevildi, ödevlerden çok hoşlanmasa da elinden geleni yaptı.
Bir ara okula gitmekten nefret etmeye başladığı anda annesi de derslere girdi , öğretmene yardımcı olduğundan artık haftada bir  annesinin de derste öğretmene yardımcı olmasına vesile oldu.Okul sonrası kursu hiç sevmediği için yarım dönem gitti sonra bitirdi.

Becerikli maharetli eli işli ..Aklına birşey taktı mı yapar, organize eder, ama herkesi de memnun etmeye çalışır.Arkadaşlarını mutlu etmeyi sever, bazen kendi isteklerinden feragat eder.

Bu sene Türkiye'de yüzmeyi öğrendi, okumayı yazmayı öğrendi , ağlamayı geri planda bırakıp çözüm yollarına gitmeyi öğrendi.Büyüdü sanmayalım diye de tatil günleri anne babasının yanında yatmaktan asla vazgeçmedi.

Çizgi filmleri bıraktı, artık dizilere sardı, Selena , Söz ve Ertuğrul en sevdiği oldu, bölümleri iple çekmek şöyle dursun, fragmanlarını bile izledi, kamera arkası çekimlerini merak etti, Ateş Açar'ı beğendi (Babasının hoşuna gitmese de) .

Cam kızım canan kızım çiğdemim pidem börülcem, kıdım , balpeteğim.Seni çok ama çok seviyoruz her haline maaşallah


Taha'cım Bilal'cim 13


Tahacım Bilalcim 13 yaşında bir delikanlı, 1.70 civarı boyuyla 44 numara ayakkabısıyla, dizindeki  gelişim ağrılarıyla , horoz kıvamındaki ses tonuyla tam bir ergen olsa da hala elinin altında futbolcu oyuncaklarıyla , kardeşiyle saklambaç  oynayan , tam bir kuschel ( sarılmacalı) bir tip.

Ergen olduğunun göstergelerinin tabiiki de sonuna kadar hakkını veriyor, ödev yapmama, derslere önem vermeme, öğretmenlerinden eve gelen mektuplar, yerli yersiz horozlanma, gereksiz hareketler herşeyiyle tam yani:) Bir de mütemadiyen kapanmayan bir çene.
Yanında kimse olmasa da kendi kendine konuşarak da olsa günlük dozajını fazlasıyla aşmayı başarır benim oğluşum.

40 hadis ezberledi ya, ara sıra bu hadisleri yüzümüze çarpar bizi şaşırtır. Kendisi mükemmel ve biz hatalıyızdır çünkü yaşı gereği bunu düşünmek zorundadır.

Bu sene tatilde bol bol eğlendi , moviepark'ta ıslandı, diz ağrısı çekti , karneden yana bedbaht , sevgiden yana hep şanslıydı, ona herşeye rağmen çok değer veren annesi babası ve kardeşi vardı .

Arsiv

FEEDJIT Live Traffic Feed

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...